Vakıf Bank Yönetim Kurulu Üyesi Dilek Yüksel, tıpkı bankasının sloganında olduğu gibi kendini "her zaman halden anlayan biri" olarak tanımlıyor. Bir siyasetçi ve bankacı olarak Yüksel'in gençlerden isteği ise akıllarını ve iradelerini kimseye ipotek ettirmemeleri...

Bu ayki konuğumuz, bankamızın yeni Yönetim Kurulu Üyesi Dilek Yüksel. 39 yaşında bu görevine atanan Yük­sel, kamuoyunun yakından tanıdığı genç, dinamik, çalışkan bir isim... Dilek Yüksel için "ilklerin insanı" desek yanlış olmaz. Neden mi? Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) 30 yaşında en genç milletvekili olarak girdi ve iki dönem Tokat mil­letvekilliği yaptı. Sadece VakıfBank'ta değil, diğer kamu bankaları arasında da yönetim kuruluna atanan ilk kadın yönetici olarak ta­rihe geçti. Kendini "halden anlamaya çalışan biri" olarak tanımla­yan Yüksel, "Halden anlayan bir bankada görev almak benim için büyük bir gurur kaynağı" diyor. İsterseniz sözü daha fazla uzat­madan Yüksel'e kulak verelim... 



Kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

1977 yılında Tokat'ın Niksar ilçesinde doğdum. İlkokul, ortaokul ve liseyi Tokat'ta okudum. Daha sonra Gazi Üniversitesi İktisadi 28 ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünü bitirdim. Ankara Üni­versitesi Banka Hukuku Araştırma Enstitüsü'nde ise Bankacılık ve Ekonomi eğitimi aldım.

İş hayatına nasıl başladınız?

Okul hayatını bitirdikten sonra yerel yönetimlerde görev al­dım. Samsun'da AK Parti il Yönetim Kurulu Üyesi seçildim. Ata-kum Belediyesi'nde Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü olarakgörev yaptım. 3 yıl Samsun'da görev yaptıktan sonra eş durumundan Ankara'ya taşındık. Orada da siyasete devam ettim. Ankara İl Yönetim Kurulu Üyesi olarakgörevaldım. Mamak Belediyesi'nde Kültür Müdürlüğü yaptım. 2007'de memleketim olan Tokat'a döndüm ve aynı yıl Allah nasip etti, TBMM'nin en genç millet­vekili olarak Meclis'e girdim. İki dönem milletvekili olarak görev yaptım. Daha sonra da VakıfBank Yönetim Kurulu Üyesi olarak görevlendirildim.

Mecliste görev yaparken kamu bankalarıyla tanışıklığınız oldu mu?

Kamu bankalarıyla yakından çalışma fırsatım oldu. KİT Komisyonu'nda divan üyesi olarak görev aldım. Kamu banka­larının denetimi bize bağlıydı. Kamu bankalarımızın çalışma sistemleri ve denetimi üzerinde yoğun çalışmalarımız oldu. Meclis'te de yoğun çalışıyorduk. Annelikle birlikte hızlı bir tem­poda çalıştık. Kızım o zaman 2 yaşındaydı, "Meclis'te büyüdü" desem yalan olmaz. Sürekli Tokat ile Ankara arasında kızımla birlikte gidip geldik.

Milletvekili olduğunuz dönemde kadınlarla ilgili çalışmalarda bulundunuz mu?

Evet, kadınlar konusunda çok mesai harcadım. Kız çocukları­mızın okullaşma kampanyalarıyla ilgili birçok faaliyette bulundum. Kadın istihdamının artırılmasıyla ilgili birçok çalışmada bizzat gö­rev aldım. Seçim bölgem olan Tokat'ta mikro kredi çalışmalarını başlatarak 2.000 kadınımızın üretime geçebilmesi için ilk finans­man desteğini valiliğimiz ve İsrafı Önleme Vakfı arasında kurulan protokolle sağladık. Kadın istihdamının artırılması ile ilgili kurulan alt komisyona başkanlık yaptım. Türkiye'de üstün zekâlı çocuk­ların eğitim durumuyla alakalı eksikliklerle ilgili çalışmalar yaptık. Mecliste bir araştırma komisyonu kurulmuştu, orada görev aldım. Dünyadaki üstün yetenekli çocukların eğitim durumlarıyla ilgili bir çalışma raporu hazırladık ve Milli Eğitim Bakanlığı ile Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na teslim ettik. Mevcut eğitim kurumlarının yeterli olmadığını tespit ettik ve geliştirilmesine yönelik çalışma­lara önayak olduk. Bu konuda ailelerinin bilinçli olması için çalış­malarda bulunduk. Bu çocuklar ülkemizin geleceği açısından çok önemli ve eğitim sistemine kazandırılmalılar.

Bankacılık sektöründeki kariyeriniz tesadüfen mi oldu?

Eğitimim ve ilgi alanım ekonomi üzerine idi. 4 sene KİT Komisyonu'nda görev aldım ve kamu bankalarının çalışma sis­temlerini denetim biriminde görev alarak tecrübe ettim. Aktif olarak bankacılık sektöründe bulunmadım. Gerek yöneticilik ge­rekse milletvekilliğim döneminde finans sistemleri ve Türkiye ve dünya ekonomisi ile yakından ilgilendim. Sanıyorum bu göreve atanmamda bu kriterler etkili oldu.

Çalışanların çoğu kadın ama yönetim kademelerine bakıldığında bu oran neden düşüyor?

Bu sadece bankacılık sektörü için geçerli değil, hayatın diğer alanlarında da böyle. Bana göre bunun birinci nedeni, yönetim kademesine çıkıldıkça rekabetin çok daha sertleşmesi. Kadınlar da naif yapılı. Bunu, kadınların rekabet ortamında çok mücade­leci olmamalarına bağlıyorum. Bir başka nedeni de kadınların iş hayatı ile ev hayatının uyumlu hale getirilememesi. Kadınların iş hayatında sorumluluklarının artması büyük bir fedakârlık istiyor. Bu mücadele ortamında bulunmak kolay değil. Onun için kadınla­rın desteklenmesi lazım, iş hayatı ile ev hayatını uyumlu hale geti­recek çalışmalar yapılması lazım.

Sadece VakıfBank değil, diğer kamu bankalarında da yönetim kurulunda kadın olarak görev yapan ilk kişi benim sanırım. Ban­kamız ilklerin bankası. Bu görevde bulunmam Hükümetimizin ve Sayın Cumhurbaşkanımızın takdiri ile oldu. Bulunduğumuz konumlarda katma değer üretmek tüm insanlık için önemli. Va­kıf Duası ve Vakıf Bedduası bulunan ecdadımızın yüzlerce yılda vakfettiği mal varlığı misyonu üzerine kurulan bankamızda görev almam aynı zamanda büyük bir sorumluluk gerektiriyor.

Diğer bankalarda da kadın yönetim kurulu üyesi çok az değil mi?

Türkiye'deki bankalara baktığımızda kadın çalışma oranı yüzde 52. Sektördeki 403 yönetim kurulu üyesinin 30'u kadın. Bunların çoğu da özel ve yabancı sermayeli bankalarda görev alıyor. Kadın olarak bir kamu bankasında görev almaktan son derece mutlu­yum ve hayırlı çalışmalara imza atacağımızdan eminim.



Siz iki dönem milletvekilliği yaptınız, bu alanda gerekli çalışmalar oldu mu?

AK Parti olarak bu tür çalışmalar yaptık. Sosyal alanda kadını­mızın önünü açacak Anayasanın 10. maddesine pozitif ayrımcılık hükmünü getirdik. Doğum izinlerinden tutun da çocuklu annele­rin kreş imkânlarına kadar gerekli düzenlemeleri yaptık. Doğum nedeniyle iş hayatından kopan sürenin emekliliğe eklenmesi, babalık izinleri gibi birçok düzenleme yaptık. İş hayatı ile aile ha­yatı uyumlu hale gelirse kadınlarımız temsil olarak da daha etkin olabilir. Bunun için zihniyet değişimi de gerekli. Ailede dayanışma olmalı. Evin sorumlulukları eşler arasında paylaşılmalı. Eşler anla­yışlı olursa kadınlar iş hayatında daha başarılı olabilir.

Size göre kariyer mi aile mi?

Bana göre en önemlisi aile. Biz hep "güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum" diyoruz. Kadın ya da erkek fark etmez, bireyi güçsüz kılarsanız toplumu güçlendiremezsiniz. Bana göre aile, kariyerin bile önünde gelen, hayattaki en önemli konu. Güçlü ve mutlu bir aileniz yoksa hangi kariyerde olursanız olun hep bir tarafınız eksik kalır. Benim ailem ve çocuklarım her şey­den önemli. Onların toplum içinde güçlü bireyler olarak yetiş­mesi için çalışıyorum. Bunun için de elimden gelen her türlü fedakârlığı yapıyorum.


Siyasette de kadın oranı az değil mi?

Siyasetçiler arasında da kadınların oranı çok az. Bizim milletve­killiği yaptığımız dönemde kadınların oranı artmıştı. Ama yine de oran düşük. Bu konuda da biraz pozitif ayrımcılık yapılması lazım. Ama eşit olmayanlar arasındaki pozitif ayrımcılıktan bahsetmiyo­rum. Eğitim olarak eşitler arasında yapılmalı. Kadınlar hayatın her alanında var; anne olarak var, eş olarak var, öğretmen olarak var, bankacı olarak var, doktor olarak var... Hayatın her alanında varlar ama yönetim kademelerinde yeteri kadar yoklar. Bunun için Sa­yın Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda bu yönde ça­lışmalar yapıldı, kadınların daha etkin olmalarına önayak oldu. Ka­dınların yerel yönetimlerde de sayısı arttı. İl genel meclisi üyeleri arasında sayıları iyi durumda. Belediye başkanlarımızın arasında kadınlar da var. Büyükşehir belediyesi başkanları bile var...
 
SOKAĞA ÇIKANLA DA, EKONOMİK İSTİKRAR İÇİN DÖVİZ BOZDURANLA DA GURUR DUYUYORUZ"

Dilek Yüksel, "VakıfBank çalışanlarına bir tavsiye­niz var mı?" sorusuna,

"Sadece bankamız çalışan­larına değil tüm insanlara bir tavsiyem olacak" diye­rek şu cevabı veriyor: "İnsanlar akıl ve iradelerini hiç kimseye ipotek vermesin. Sorgulayıcı olsunlar. 15 Temmuz gecesi yapılan darbe kalkışması çok büyük bir kabus oldu. 2001 yılından sonra yapılan düzen­lemelerle güçlendirildiği için finans sektörümüz çok fazla etkilenmedi. Çünkü mali yapımız sağlam,finansalsistemimiz güçlü. Bizim en büyük başarımız bu. Toplumsal olarak da çok büyük sonuçları olan kara bir gece yaşadık.

Toplumumuz darbenin acı tec­rübelerini geçmişte yaşadı. Bir daha yaşanmaması için en büyük mücadeleyi de kadın kahramanlarımız verdi. Kamyon kullanan Nene Hatunlarımızın rolü büyük. Onlarla toplum olarak gurur duymamız lazım. Demokrasi ve özgürlük her şeyin önünde geliyor. Bu ' kalkışmanın millet iradesiyle geri püskürtülmesi çok gurur verici bir durum. Türk milletinin tek yürek olarak neyi başaracağını ogece gördük. Bu birlik ve beraber­lik duygusunu kaybetmememiz gerekiyor. Sadece o kara gecede tankların önünde duranlarla değil, ertesi gün istikrar için döviz bozduran milletimizle de gurur duymamız lazım. Bu, piyasanın istikrarını sağlamaya yönelik atılan önemli bir adımdır. Piyasaya para süre­rek ekonomiye de milletimiz sahip çıkmıştır. Milletin iradesi dışında çizilen hiçbir oluşumun kendisine dik­ta ettirilemeyeceğini göstermiştir.



Sizin yönetime atanmanızla birlikte Vakıf Bank'ta görev alan kadın yöneticiler biraz daha cesaretlenmeli mi?

Elbette bir etkisi olmalı diye düşünüyorum. Vasıf ve nitelik­lerin, liyakatin belirleyici olması lazım. VakıfBank aynı zamanda kadınlar için çalışan bir banka. Örneğin, VakıfBank ile Türkiye Av­rupa imar ve kalkınma bankası arasında imzalanan 300 milyon euro'luk bir protokol var. Bu sayede kadın işletme sahipleri için kredi kullandırılıyor. Kadın girişimciler, daha düşük faizli, teminat mektuplarına daha düşük komisyon ödeyerek bu fondan yarar­lanabiliyor. Kadın girişimcilerin desteklenmesi için iyi bir protokol yaptık. VakıfBank, kadınları her alanda destekleyen bir banka. Dünya çapında başarılı olmuş kadın voleybol takımımıza spon­sorluk desteği sağlıyoruz. Bunlar gurur verici çalışmalar.

Vakıf Bank'a atanıp ilk yönetim kurulu toplantısına katıldığınızda neler hissettiniz?

Her biri birbirinden değerli ve bankacılık sektöründe uzun yılların tecrübesine sahip isimlerle aynı masada oturmaktan dolayı kendimi çok şanslı hissettim. Bankamızın en alt kademe­sinden başlayıp en üst kademesine kadar görev almış yönetim kurulu üyelerimizle birlikte çalışmaktan onur duydum. Banka­mızın sosyal sorumluluk projeleri konusunda çalışmalarımız olacak inşallah...

Hem çok genç hem de ilk kez bir kadın yönetici atanmasını eski yönetim kurulu üyelerinin kabullenmesi zor olmadı mı?

Hepsi de profesyenel bakış açısına sahip yönetim kurulu üyelerimizle hiçbir zorluk çekmedik. 39 yaşında bankaya yönetim kurulu üyesi olarak atandım ama 30 yaşında milletvekili seçildiğimde de Meclis'te çok tecrübeli siyasetçilerle aynı masalarda görev alıp çalıştım. Tecrübe benim için çok önemli ve bunun da kıymetinin verilmesi lazım. Bankada da sıkıntı olmadı, uyumlu bir şekilde çalışıyoruz.


İş dışında neler yaparsınız?

11 yaşında kızım, 2 yaşında da oğlum var. İş dışındaki bütün vaktimi çocuklarım alıyor. Kendimize çok fazla vakit ayıramıyoruz zaten. Sinemada film izlemeyi, kitap okumayı severim. Eşim ile çok geniş bir film arşivimiz var. Araba kullanmayı, seyahat etmeyi, yeni yerler keşfetmeyi severim.

Bankacılığı gençlere önerir misiniz?

Bankacılığı gençlere öneririm. Bu alanda başarılı olabilmeleri için gündemi ve piyasaları takip etmeleri gerekir. Sürekli finans dünya­sındaki değişikliklere göre kendilerini geliştirmeleri gerekir. Teknik açıdan donanımlı olmalarının yanı sıra insanı sevmeleri, iletişimle­rinin kuvvetli olması da başarılarını etkileyen en önemli etmendir.
 

ÖNEMLİ LİNKLER